‘ADAM OLAMAZSIN DEMİŞTİM OĞLUM’ HİKÂYESİNİ BİLİR MİSİNİZ?
Oray’a DEğin’meye Gerek Var Mı Arkadaşlar?
Son yıllarda ülkemizde ilginç şeyler yaşanıyor.
Bazı insanlar, inanmadıkları halde sırf laf olsun diye bazı düşüncelerin avukatlığını üstlenme işgüzarlığına gidiyor. Oysa kimsenin avukat aradığı da yok.
Bazıları ise özgürlük ve demokratik haklar deyip hiçbir tanımla bağdaşmayan ilginç bir yaşam tarzına bürünüyor.
Özgürlüğün ve demokratik bakışın ne anlama geldiğini tam anlamıyla araştırmak gereksinimi hissetmeyen bu kişiler anlamsız bir yaşamın içinde kaybolup gidiyor.
Özgür yaşam başkalarının düşüncelerine saldırmak mıdır?
Özgür yaşam birilerini taciz etmek midir?
Özgür yaşam toplulukları aşağılaşmak mıdır?
Türkiye’de yarım asırdır insanların eğitim noksanlığı nedeniyle toplumsal bakıştan yoksun kaldıkları savunulur ve bu durumun toplumsal gelişmeye olumsuz etkisi üzerinde yorumlar yapılır.
Eğitim konusunda ciddi zaaflar olduğu kesin. Bu alanda yapılan çalışmalar ise boşa geçen yılların telafisini yapmaya yetmeyecek belki ama her şeye rağmen eksikliği bilip üzerinde çalışmak önemli.
Eğitim açısından birçok eksikliğe sahip insanların aydın diye geçinen birçok kişiye oranla daha demokratik ve özgürlükçü algıya sahip olduklarını iddia ediyorum.
Eğitimsiz diye adlandırdığımız insanlar, sözüm ona aydınlar gibi toplumun belirli kesimlerini hedef alıp eleştiri yapmaktan kaçınırlar.
Mesela bazı zatı muhteremler gibi kimseye gerici diye ön yargıyla bakmazlar. Çünkü iyi bir eğitime sahip olmasalar da iyi bir insan olmanın varlığını yüreklerinde daima hissetmeyi hayati bir mesele olarak algılarlar.
Sözüm ona kendilerini en üst düzey insan sınıfına yerleştirip alt tabaka diye adlandırdıkları milyonlarca insana sürekli eleştiri ve öneriler yağdıran zatı muhteremler, toplumsal ayrımcılığı tetikleyerek Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğine ihanet etmeyi sürdürüyorlar.
Onlardır her şeyi en iyi bilenler.
Onlardır magazinden spora tüm alanlarda bilirkişiler.
Kendilerinden başka kimsenin doğru düşünüp yapacağına ihtimal bile vermezler.
Ön yargıları vardır.
Sorunlardan beslendikleri için toplumun hassas değerlerini taciz etmeyi severler.
Hatta zaman zaman o kadar ileri giderler ki, saldırgan, anti -demokratik olduklarını iddia ettikleri insanların damarlarına basarlar ve adeta saldırıya geçmelerine zemin hazırlarlar. ( bazı gelişmiş demokrasilerde bile mekâna, şahsa ve benliklere saldırı varsa hafifletici uygulamalar yapılır)
Bütün bunları kimler yapıyor, sözde çok iyi eğitim almış, sözde aydın geçinen bir gurup sorumluluk fukarası.
Tanımlama bu kadarla sınırlı kalmaz ama içimizde ki insan sevgisi engeller daha çok kelam etmemizi.
Dedelerimizden kalma; adam olamazsın demiştin ama kaymakam oldum baba mevzusu gibi.
Son günlerde gerek Türkiye’de gerekse ülke dışında yaşayan Rizeliler, Oray Eğin adlı kişiye ateş püskürüyor. Hatta öfkenin dozunun arttığı birçok sohbete ben de tanık oldum.
Sadece Rizeliler mi öfkeli? Binlerce Karadenizli Oray Eğin’in saygısızlık içeren ve haddi aşan çirkin yaklaşımlarına tepkili.
Oray Eğin’in yazısı için zaman harcamak yerine internette tavla oynamayı tercih eden bir adam olarak haber merkezimize gelen binlerce telefondan sonra söz konusu yazıyı okudum.
Ve bir kez daha emin oldum ki içimizde aydın geçinen zavallılar mevcut.
Oray Eğin’in yazısını bölümler halinde ele alalım.
Fotoğrafına bakıldığı zaman bile içten pazarlıkçı oluşuna dair bir sürü belirti aldığınız şahıs ne demiş; Karadeniz sahil yolu nedeniyle hayal kırıklığı yaşadım.
Neden sahilden geçmiş yol?
Dağdan geçip binlerce dönüm ormanlık alan heba mı edilseydi?
Bilgi sahibi olmadan birçok konuda yorum yapan sözde aydın, bu alışkanlığını Karadeniz’in coğrafi yapısını bilmeden yorum yaparak sürdürmüş.
Oray Eğin’in diğer iddialarını sıralayalım:
Rizeliler gerici.
Yıllardır gerici ve bağnaz bir şehirdi Rize.
İçki içilecek bir yer bulmak zormuş. Zatı muhterem, Türkiye’de CHP’li Belediyelerin görev yapmadığı illere gitmeyecekmiş.
Rize her dönem demokrasiden yana tavır almış ve bu alanda mücadele etmiş bir ildir.
Rize, her dönem vatana ihanet eden, toplumsal bölücülüğü tetikleyen, ayrımcılık yapan, insanları sınıflara bölmeye çalışanların karşısında olmuş.
İçki içilecek yer yokmuş.
Oray Eğin’i birileri kandırmışlar sanırım.
Rize yerine başka yere mi götürmüşler?
Hani insan tacirleri bir sürü zavallıyı toplayıp, geldik arkadaşlar hadi inin deyip söz verdikleri yer yerine, ıssız araziye bırakırlar ya. Ona benzer bir şey olmuş sanırım.
Çünkü Rize’de içki içebilecek, eğlenebilecek bir sürü yer var. Ve hiçbir zaman bu tip yerlere karşı ön yargı olmamıştır.
Bir hatırlatma yapayım bilgi sahibi olmadan yorum yapan Oray Eğin’e. Rize’nin Ak Partili Belediye Başkanı Halil BAKIRCI bizzat içkili hizmet veren sosyal tesis ve benzeri yerlere ruhsat verip teşvik ediyor.
Hatta biraz daha farklı örnek verelim:
Rize’de kimse kimsenin yaşam tercihlerine müdahale etmez.
Hepimizin bildiği gibi ne zaman, nerde ve ne yapması gerektiğini bilmeyenlere de her yerde tepki gösterilir.
Eski bir askerlik hikâyesi vardır.
Cumhuriyetin ilk yıllarından Türk askerinin en değerli varlıklarından biri atlarmış.
Atlar o kadar önemli ki büyük bir ilgi gösterilirmiş. Atların temiz olması çok büyük önem taşırmış.
Askerliğini süvari olarak yapan erbaşlar günün büyük bölümünde atların temizliğiyle ilgilenirmiş.
Yoğurt dök ye misali temiz olan atları denetlemeye gelen komutanlar askeri otoritenin sağlanması için mutlaka bir eksiklik bulmaya özen gösterirmiş. Atların temiz olduğunu anlayan komutan elini atın kasıklarına götürür ve hışımla çıkışıp, oğlum neden burası nemli dermiş.
Büyük bir titizlikle at’ı temizleyen asker komutanına, kasık kısmı her zaman sıcaktır onun için terli olması normaldir diyemezmiş.
Birileri bir yerleri taciz etmeye karar vermişse bir bahane bulur mutlaka.
Toplumsal değerlerden yoksun bir hayat süren ve sorunları iyi niyetle tespit edip, çözüm önerileri sunmak yerine sahte kabadayı nidalarıyla ( Rize’de bu tiplere kimse kızmaz, saf diye adlandırılırlar, hatta onların bakımını üstlenmek görev olarak bilinir) huzur kaçırmaktan beslenirler.
Düşünce özgürlüğü dikkate alındığında bu model insanın varlığını da asla yadsıyamayız. Onların varlığı, kimsenin uşağı olmadan idealleri doğrultusunda yaşamlarını sürdüren gerçek aydınların hatırlanmasını sağlayacaktır.
Bilgi sahibi olmadan yorum yapmamamız gerektiğini 5, 6 yaşlarında öğrenmiş olmamız gerekir.
Ama varsayalım ki bazılarımız geç algılıyor, olsun varsın, onlar da bizim insanımız.
Onları da sahiplenmemiz gerek.
Rizeliler; toplumun içindeki tüm tercihleri kişisel hak olarak görür.
Kimsenin gay ya da lezbiyen olması, alkolik olması, ateist olması, ya da şaklaban olmasına asla müdahale etmez. Herkes olmak istediğinde özgürdür.
Çünkü bilir ve saygı duyar ki bütün bunlar kişisel tercihlerdir.
Rizeli ister ki, ön yargılarımızdan kurtulalım.
Ülkemizin geleceği için toplumsal ayrımcılık yerine, toplumsal barışı sağlamaya hizmet edelim.
Duydunuz mu?
Oray Eğin bir daha Rize’ye gelmeyecekmiş!
Lütfen gelme. Hatta mümkünse Rize deme.
Hatta mümkünse yazma.
Hatta Televizyon programlarına konuk olmaktan da vazgeç.
Yapacak iş kalmadı demeyin. Ramazan ayı yaklaşıyor davulcuya ihtiyaç var.
Sahi davulcu dedim de aklıma geldi, davulcular bile her mahallede tokmağı aynı sertlikte vurur. Ayrımcılık yapmaz.
Sevgili hemşerilerim sizlerde sakin olun. Gerek yok boş konular için gerilmeye.
Oynayın bir horon, sert vurun ayaklarınızı gelin kendinizeJ