Atatürk’ün geleceği emanet ettiği Türk Gençliği son yıllarda dans ve müzik dışında hiçbir şeyle ilgilenmez oldu. Fatih Sultan Mehmet’in Kanuni Sultan Süleyman’ın Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuk yaşlarda başlayan bilgi donanımı yüksek, lider vasıflı yaşam şartlarını örnek almak istemeyen Türk Gençliği, manevi şartlarını olağanüstü hızla sorgulayan ve Osmanlı aile yapısını örnek alan Avrupa’nın üzerinden atmaya çalıştığı vurdumduymaz yaşamı örnek almaya çalışıyor.
1980’li yıllardan sonra hızlı bir değişim yaşayan Türkiye hayati önem taşıyan gelişmelerden nasiplendiği gibi aslında maddi ve manevi açıdan hiçbir katkısı olmayan çeşitli akımlardan da etkilendi. Aile yapısı, gelenek görenekleri ve geçmişine bağlılığı ile bilinen bu özellikleri sayesinde güç timsali olarak adlandırılan Türk ulusunun zayıf düşürülebilmesi için Çin oyunları benzeri girişimler başlatan Türkiye düşmanları bu amaçlarına önemli oranda ulaştılar.
Aslına her şey saygıyla başlar, küçüğe, büyüğe, rakibe, komşuya kısacası tüm canlılara saygı gösterip içten tebessümle selam vermeyi yaşam biçimi bilen Türk gençliği yıllarca ihmal edilen eğitimleri nedeniyle kendisine ait olmayan asalak bir yaşama heves etti. Çeşitli güçlerin gelişmekte olan ülkelerin üzerinde oynadığı tüketen toplum yaratma planına yenik düşen Türk aileler gelecek nesillere umutla bakmadıklarını söylemenin dışında hiçbir çözüm aramadılar. Hiçbir hazırlığı olmadığı halde sadece eleştiren, başkalarının söylemlerini kendi söylemi zannedip beyin jimnastiği yapmayan, küçümseyen, aşağılayan, tüketen Türk gençliği şüphesiz anne ve babanın mağlubiyeti anlamındadır.
Kıyafet ve eğlence konusunda dünya ile endeksli yaşayan Türk gençliği bilim ve ilim konusunda yarım asır geriden gitmekten rahatsızlık duymamaktadır. Dans ve müzik yarışmalarında göbek atan gençlerin mükemmelsiniz övgüleriyle galeyana getirilmesi, bu çocuklarla gurur duyuyoruz denilmeleri şüphesiz Türk Ulusunun gelecekte de tüketmekten başka bir şey yapmayan bir nüfusa sahip olacağına dair en büyük belirtidir. Her gece başka bir kişiyle yatıp kalkmanın örnek bir davranışmış gibi haber bültenlerine taşınması, estetik ve silikonların aleni bir şekilde tartışıldığı ortamlarda gerçek hayat hikayelerinin göz ardı edilmesi şüphesiz ortak bir kabahatimizdir.
Çağdaşlığın sadece dans ve eğlence ile ölçüldüğü ısmarlama bir hayatı tercih etmenin tek anlamı zayıflıktır. Son 20 yıldır sadece birkaç görsel konu içerisine sıkıştırılan bu gençlik Atatürk’ün gösterdiği geleceğin Türk gençliği değildir. Yurdun her köşesinde yaşanan bütün olumsuzlukların içerisinde en büyük pay anne babalarındır. Çocukların bu denli manevi duygulardan mahrum bırakılması, geleceğin sadece çağdaşlıktır kandırmacısıyla dar bir kapsamda tutulması koca bir yalandır. Eğitim alanında reform haykırışını toplum olarak benimsediğimiz ve tüm gücümüzle bu sorunumuzu çözmek için adım atmaya başladığımız gün yeniden ayağa kalkışımızın miladı olacaktır.
Aslında sorunun çözümünü başka yerlerde aramayı bırakıp gelenek görenekleri yeniden ele almak yeni bir başlangıç için yeterlidir. Çocuklarımızın dans ve sınırsız eğlence de ki maharetleriyle övünmek yerine bilgi ve kültürüyle gurur duymanın keyfini birbirimize anlatarak dev bir zincir oluşturmalıyız. Her dönemiyle ayrı bir gurur duyduğum şanlı tarihimizi yazanları rahmet ve saygıyla anıyor onlarca olumsuz sanal gizem ortamlarına aldanmadan geleneklerine bağlı olarak örnek nesiller yetiştiren anne ve babaların önünde eğiliyorum.